Yalnız Değiliz

İçimizde ukde olarak kalan şeyler: Bi/bir keresinde, hiç unutmam ya da unutursam hatırlatırsınız; yaz mevsiminin en haşin olduğu zamanlardan birinde, öyle susamış, öyle heyecanlanmış ve de öyle ken- dimden geçmişim ki dolaptaki şeftaliler; buz gibi şeftaliler gözümün önünden gitmez olmuş. Evdekiler- den gizli gizli planlar yapmışım; tek bi şeftali kalmayacak, hepsi lopur lopur yenecek diye. Bi fırsat bulup da planımı uygulamaya başlamışım. Mutfağa giden koridora engel koymalar, kapı kitlemeler/kilitlemeler derken işin en güzel kısmına gelmişim; dolabın açılışı ve sevgiliye ulaşılan o ilk an, böyle az biraz heye- canın azalması. Nedeniyse; sevgiliye ulaşıldıktan sonraki o pis duygu; artık kime ulaşmak için çabalarım kaygısı.
Şeftalilerin olgunlaşmış hâli, daha 17’sinde tüm standartları karşıla- yan hatun misali; âdeta 'ateş seni çağırıyor' bestesi. Dayanamamı- şım tabiî; avuç avuç tezgâha koymaya başlamışım biricik göz ağrıları- mı. Kocaman bi tanesini, büyük bi saygıyla elime almış ve şöyle bi beş dakika izlemişim. Bu şölenin iyi bi finale ihtiyacı var demişim; 'iki dakika medeni takılma' fantezisi işte. İlk şeftaliyi dilim dilim yudumlama dü- şüncesiyle, ki ne de olsa geride kalanların ömrü pek kısa sürecek bu açılış töreninden sonra, ilk bıçak darbesini vurmuşum. Ardından ne mi olmuş; bi beş dakika donmuşum öylecek. Annem beni “Ayakta dikilme, çekil önümden!” diyerek uyandırmış bu kâbustan ve elimdeki şeftaliyi görmüş. Elimdeki silahı, pardon şeftaliyi, ters çevirmiş; kurtçuklar mec- ralarını terk etmesin diye.

Hep derim sevgili okurlar; bu dünyada yalnız değiliz. Bizim bildiğimiz ya da bilmediğimiz o kadar çok şey var ki... Şeftalimizi bi düzine kurtçukla bile paylaşamıyoruz; o kadar benciliz ki. Tamam çok güzel bi final olmayabilir benim için, ama ya o kurtçuklar? Ya o kurtçuklar güzel bi finali hak etmezler mi? Elbette hak ederler. Düşünsenize; çok fazla bencil olmakla övünen insanlar tarafından nazikçe bi balkondan aşağı salınıyorsunuz. Ne müthiş bi yolculuk!.. Bi kurtçuk, böyle bi macerayı hayatında kaç defa yaşayabilir ki?.. Yine de az biraz insanız ve çevremize böyle güzel, böyle şirin hediyeler verebiliyoruz..

Tabiî, o dönem hayatımda en fazla kilo verdiğim dönemdi. Bi üç ay, ne meyve ne de sebze yiyebildim. Zor günlerdi. Etkileri az biraz devam etmekte. Ne zaman önüme şöyle bi şeftali konsa bin parçaya bölüp öyle yemeye çalışıyorum; o minicik parçacıkları bile yerken nasıl ürperiyorum, nasıl ürperiyorum bi bilseniz, intihar etmezsiniz. Yani ne diye intihar edesiniz ki daha güzel nedenleriniz varken!..

Rivâyetlere göre Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün katıldığı bir açılışta ETÖ/Ergenekon İddiası'yla ilgili sorulara “Konuşmayacağım ama yemekler harika.” demiş. Yediklerini harika şeyler ola- rak nitelendirebilirsin ama düğün geliri olarak ifade ettiğin 2,5 milyon avrocuk, bu itelemelere güceni- yor bilesin.

Tespit: “Tavşanlar neden çok çoğalıyor dersiniz? Havuçtaki seks hormonlarını aktive eden bileşenler  yüzünden...”

Alıntı, bir haber sitesindeki “Bu yiyecekler doğal viagra!” başlığından.. Durun bir dakika; itirazımız var:

Siz tavşan mısınız? Tavşansanız doğal ortamınıza dönün, ki değilseniz hayvan haklarını yok sayan ka- feslerimiz var biz; insan/businessman yavrucuklarının. Tercih sizin, güzellik bizim. (Bkz: V.Ö. misali hay- vansever takılmak.)

Hayâtımızı anlamlı kılan şeyler: Bazen öyle güzel, öyle şirin haberler alırız ki derin uyku hâlinde bile yüzümüzde sağlı sollu, apolitik bir tebessüm oluştuğunu biliriz. Bu, inanın o güzel haberlerden daha güzel, daha şirin bir şey değildir de nedir sevgili okurlar?..

Mîrasyedik cımbızımtıraklar: Quid rides? De te fabula narratur/ Horatius.

Meâli: Ne gülüyorsun? Anlattığım senin hikâyen.
_________
03/08/08
Beğendin mi anacım?

0 yorum :

Yorum Gönder

 

Bağış yapmak için IBAN numaramız: TR63 0011 1000 0000 0057 4938 93