Basit Ama Onurlu Bir Stant Görevlisi

Öyle fakirim ki!..

Tüyap Bursa Fuarcılık A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği'nin katkılarıyla düzenlenen Bursa 7. Kitap Fuarı' nda kitaplarımı -emanet edilen- imzaladım/ sahiplenme dürtüsü.

Her şeyi bir kenara bırakırsak; basit ama onurlu bir stant görevlisi olarak anlaşmamıştık. LCD ekranı görünür bir yere dikip slayt gösterisini başlatacak ve de sonrasında keyfime bakacaktım.

Bir baktım ki tufaya getirilmişim; ortalıkta kimsecikler yok! Tek başınayım lanet olası pislikler/ abartı var, hakaret yok!

Standı açmak -şeritlenmiş bantları sök, tezgâhı düzenle, çevredeki dağınıklığı gider, besin kaynağı bul, derken- işkenceye döndü.

Özellikle ilkokul öğrencilerinin 'fuar' atmosferine girmesiyle telaşe katlandı:

(x)- Dinozorlu var mı abeyyy?

(y)- Ayyyraaaç?

(z)- Yaramaz Kız Çocukları?

(ç)- Aa bak! Şu afişteki panayır ağası var ya; bizimkisi bu!

***

Efendim, sonracıma çok garip bir stant yerleşkesi mevcuttu. Yanı başımızda Attila İlhan şiirleri çalarken, sol çapraz profilde Memleket Sevdalıları, hemen karşımızda Yeni Asya Yayınları ve sağ çapraz profilde 'Ehlibeyt' adı altında faaliyet gösteren 'Yeşil Hoca'lı yayıncı grubu.

Yeşil Hocalı yayıncı grubunda çalışan ak sakallı dayıyı az biraz sizlere anlatmak istiyorum. Dayı, tam an- lamıyla bir iletişim dayısı. Düşünün; dînî yayınlar satmasına rağmen dünyanın en hazır (rüküş) teyzesiy- le dahi çok açık bir şekilde diyalog kurabiliyor. Zaten Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki istihbarî birimden emekli olmuş; kıvraklığı, belli bir birikimin ürünü diyebiliriz.

Bize gelecek olursak; çeşit olarak -adet değil- sadece 60 kitabımız ve de sonradan aramıza katılan iki yazarımız vardı. 'KIBATEK ödüllü Türkolog sevdalısı' Almanî yazarımıza odaklanıyoruz sevgili okurlar:

- Abi, mezuniyet?
- Müzisyenim ben. Önceleri bağlamada yoğunlaşmıştım, sonra sazla devam ettim. Almanya'ya işçi ola- rak gittik, kendimizi geliştirdik, buralara kadar geldik.

(Ama kitaplarında adının önüne 'Dr' titri ekleyivermişsin; çakalinski mi, yoksa Azerbayt gribi mi?)

***

Saatler ilerledikçe sohbet de ilerledi ve bir bir dökülmeye başladı 'KIBATEK ödüllü Türkolog sevdalısı' Almanî yazarımız.

Mesela bunlardan bir tanesi: Avrupa'daki Türk toplulukları adına yaptıkları en güzel iş, Kızılderili Oneida Kabilesi'ni Türkleştirmekmiş!..

Anlayın; 3 saatim nasıl hebâ oldu!.. Gerşi/gerçi konuştuğumuz ne varsa hepsini kurgusal metinlerimde kullanacağım/ hayat müşterek.

Bir de imzalayarak hediye ettiği 2 adet kitabı var ki sormayın, her yanı mizah çeşmesi; gürül gürül..

***

Fakirlik bulaşıcıdır; artık siz de fakirsiniz.

***

Mücadelemiz devam edecek fakirdaş.
_________
03/03/09
Beğendin mi anacım?

0 yorum :

Yorum Gönder

 

Bağış yapmak için IBAN numaramız: TR63 0011 1000 0000 0057 4938 93