Bizler

Bizler, ‘genç olduğu kadar hür’ bireylerin aracılarıyız.

Bizler, bütün renkleri hızla kirletip birinciliği beyaza verenlerin aracılarıyız.

Bizler, pimi çekilmiş militerliğin vicdanımızda patlatılamadığı bir kardeşliğin aracılarıyız.

Bizler, “Yol her zaman beklediğinizden uzun sürer.” gibi aforizmalarla beklenen yolun sürgün edildiği haberini alanların aracılarıyız.

Bizler, değerler üzerinden değerler ($) toplayıcılığı yapan sivil, asker ve bilumum çeşitlerinin karşısında dik duranların aracılarıyız.

Bizler, bağlama familyasına mensup, sapı kısa bir muhalefet arzu etmeyenlerin aracılarıyız.

Bizler, bir de Küba’da kaçak puro satıcısı olsam, diyerek Orhan Veli’ ye selam çakanların aracılarıyız.

Bizler, geviş getirmelerde bir miktar dil-bilgisi gerektiğine kanaat getirenlerin aracılarıyız.

Bizler, canları gibi ülkelerini sevenlerin bir sorunla karşılaşıp kapatılmalarını sindiremeyenlerin aracıları- yız.

Bizler, kaygılarını kaygılarıyla örten bir gençliğin kenef kapılarına anayasa yazdığı bir dönemin tanıkları- nın aracılarıyız.

Bizler, edep yüklü bulutlarıyla yolculuk edenlerin aracılarıyız.

Bizler, feylesoflarla şeylesofları aynı derede yıkamayanların aracılarıyız.

Bizler, zorunlu seçmeli pert olarak ‘Çok Severim Ben Üniversiteli Gençleri Emlak’a yolu düşen mahzunla- rın aracılarıyız.

Bizler, bayatlayan ekmeklerin, gerçekliğini yitirdiğine değil, tadını yitirdiğine inananların aracılarıyız.

Bizler, ‘Fotosentez Bayramı’nı kutlayanların ya da kutlayamayanların aracılarıyız.

Bizler, “Ne zaman efendi olduk, kaybettik.” felsefesiyle efendileri dize getirenlerin aracılarıyız.

Bizler, kulak kiriyle kabızlığı bir tutmayanların aracılarıyız.

Bizler, “Buralar hep dutluktu, kırmızı rugan ayakkabılılar geldi ve her şey bitti.” gibi özdeyişlerle yetişen meydanların aracılarıyız.

Bizler, bir şarkıyı kesik kesik defalarca dinleyerek üzerine şiirler yazabilenlerin ya da yazamayabilenle- rin aracılarıyız.

Bizler, Altar’ın oğlu Che Guevara’nın Gelevera Deresi’nde ne yaptığını merak edenlerin aracılarıyız.

Bizler, ’sıfır yedi büyüktür sıfır beş’ gerçeğini anımsatanların aracılarıyız.

Bizler, Aylık Akbil’inden sadece sizler için feragat edenlerin aracılarıyız.

Bizler, “İyi kazandığımız dönemler vardı.” yumurtasını kapıya dayandırmayanların aracılarıyız.

Bizler, ıslak siyasetlerine başlamadan önce, peteklere emanet edilmiş bir çift çorabı ellerine alıp o duru, o sıcacık, o tiken tiken hâllerine bakıp kurban olanların aracılarıyız.

Bizler, kira ücretini minyatür kalelere vaktinde şutlayamayan zamansız öğrencilerin aracılarıyız.

Bizler, tekeri patlayan otobüsten inen yolcuların muavine küfreder gibi baktıkları bir arzuhâlin aracıları- yız.

Bizler, “Ben sana gülüm derim; yaz saati uygulaması başlar.” düsturunu ilke edinmişlerin aracılarıyız.

Bizler, Sahlep kentinde Tarçın kadar cömert bir vapur seferinin aracılarıyız.

Bizler, sefer saati gelip de jeton kuyruğuna giren nesillere vapurdan el sallayanların aracılarıyız.
__________________________________________
Yayın: Aracılar Cumhuriyeti dergisi, sayı 1, sayfa 2-3.
Blogger tarafından desteklenmektedir.