Suç ve Ceza

Çalışan bir insan için pazar günlerinin kıymet-i harbiyesi bir başkadır ve huzurla tebelleş edilmediği za- manlar arkasında sıkıntılı tortular bırakır.

***

Beynimi kemirircesine tırmalayan sorular dâhilinde uyumayı arzulamış olsam da ne mümkün! Bir sağa, bir sola debelenip durdum. Yorgunluktan bîtap düşene kadar bu böyle devam etti.

Sağlıklı bir gülüşle uyanamadım sevgili okurlar. Uyanamamanın gereği olarak saati tekrar kurmaya yel- tendim. Tekrar. Tekrar. Tekrar...

Sonunda ‘telefonumun odası’nı değiştirerek güne merhaba dedim.

Bilâhare her zamanki alışkanlığım, belirlediğim bir kitabı bitirmeye koyuldum. (3 haftalık alışkanlık 20 yıla bedel olabilir; abartıya hürmet gösterelim.)

Okuduğum kitap; Pardaillan serisinin 2. kitabı 'Aşk Destanı'ydı. Nedendir bilemiyorum; okurken sürekli "Saat Kaçtır?" diye içimden geçirince dikkatim dağılmakta ve sinirlenmekteydim.

Ki bunun bir sonucu olarak ara ara gitarıma vardım. Biraz tıngırdatmamla yine yeni yeniden sıkılmam bir oluyordu. Anlaşılan; çok keyifsiz bir vaziyetin çırağıydım. Hâlbuki çok kötü de çalmıyordum. Ama aklıma gelen soru ve sorunlarla her şeyin dadı/tadı kaçıyordu.

İşte bu yüzden soru ve sorunları, bir papatyanın yapraklarını okşadığımız gibi, vicdansızca veyahut fü- tursuzca birer birer açalım:

Efendim; 'zaman' kavramı sizin için neler ifade ediyor? Merak ediyorum; zamanı gelince mi zamanla ha- şır neşir oluyorsunuz yoksa sizin zamanınız benim zamanım, benim zamanım yine benim zamanım mı?

'Tense'ler arasında ruhunuz sıkılıyor, biliyorum. İllaki tense olacaksa mütemâdiyen perfect tense olsun, dediğinizi de duyar gibiyim.

Yalnız gerçeğin yamacına bandırılmış acı susam o ki; 'zaman' kavramına inanıyoruz ya da inanmıyoruz, hatta  bercesting/seçilmiş (berceste+ing) bir inancımız da olmayabiliyor lakin zamanı kullanmak mecbu- riyetinde olduğumuzu göz ardı edebiliyor muyuz?

Şöyle düşünelim; Boğaz'ı her dâim yüze(meye)rek geçmeyi bu çağda düşüneceksek; çağı boğazlamış oluyor muyuz, olmuyor muyuz?

Sizin kulağınızdaki kirleri bilemem ama acizliğimizi örterken 'zaman' denilen o güzîde battaniyeyi öylesi- ne işlevsel kullanıyoruz ki köklü sayılara bile söz düşmüyor.

***

Aklımdaki soru ve sorunlardan bir tanesi bile bu değildi. Kafanızı karıştırdıysam kusura bakmamanızı is- tirham ediyorum cân-ı birâderlerim.

Hafta sonumun, gönlümün ve de aklımın huzuru için yapılması gerekenler vardı. Misila/mesela; şofben keşmekeşinin ortadan kaldırılması, ocakta dönüşüm işlemlerinin yapılması ve de çamaşır makinesinin aktif hâle getirilmesi gibi. Temizlikle beraber ortalığın toplanmasını henüz gündeme almadık bile. Cu- martesimin yoğun geçmesinden dolayı eli mahkûm, pazarı mahzun bir şekilde beklemiş olduğumu da belirtmiş olayım.

Problemin başlangıcı ve de en büyüğü, bir nevi anacına gelecek olursak; nedir biliyor musunuz?

Balina Neriman...

Biraz da sizlere ev sahibemi anlatmam gerekiyor. 43 ila 48 arası bir yaşa sahip olduğunu düşündüğüm bu insan, ev arkadaşlarımdan birine “Aslen Diyarbekirliyem.” demişse de muhtelif yerlerde yaptığım araştırmalarda 'Rizeli' olduğu açıkça anlaşılmıştır. Küt saçları, siyah ufak gözleri ve de vahşî çehresinde oluşan gamzeler kişiliğinin izlerini taşımaktadır. Ayrıca; yaptığı anlamsız esprilere gülmek zorunda kaldı- ğımız zaman zarfında kahkahaları kulağımızı fazlasıyla tırmalamıştır. Ki kilosuyla orantısız delikanlı ba- yan profili oluşturma çabası da tüm Türkiye'yi endişelendirmiştir.

Efendim, birilerine ille de bir lakap takılacaksa iyi-hoş-güzel şeylere gönderme yapılmasından yana ol- sam da insanlara bir böcük/böcek gibi bakan böylesi bir ev sahibesi karşısında nasıl davranacağımı dü- şünmeden edemiyorum.

Hatta kimi zaman 'Suç ve Ceza'nın unutulmaz karakteri Raskolnikov gibi üstün insan vasıflarına sahip olduğumu ve de önümdeki en büyük engelin bu bağyan/bayan olduğunu varsaymıyor değilim. Neyse ki öfkemi, nefretimi şerbet niyetinlen/niyetiylen içiyorum; böyle de bir insanım. Yine de 'Balina Neriman' demekten kendimi alıkoyduğumu sanmayın; günâhı sizin...

(05/08/07)
________________________________________________________

Beğendin mi anacım?

0 yorum :

Yorum Gönder

 

Bağış yapmak için IBAN numaramız: TR63 0011 1000 0000 0057 4938 93