24 Haziran 2010

I- Ben sana gülüm, derim; sigaramın ateşi yükselir.

II- Yıllar... Yıllar önce... Üniversite telâşesinde bizden oldukça yaşlı bir muhterem vardı. Afla geçmişe yolculuk yapan otuzlu yaş grubunun içindeydi. Otuzlu yaş grubu dediysem de otuzunu aşan tek zât o idi. Bir gün yanımıza gelip "Abi, taşınıyorum ben!" dedi. Şaşırmadık. Çünkü çok gizemli bir muhbir değil- di. Geçimini Mısır'dan kalan sözde mirasla sağlıyordu. Ki kimi dönemler Cem Uzan'sız bir cümlesini duya- maz olmuştuk. Mesela biz "Kobe yine kırk atmış abi." derken o aklındaki tekerlemeyi anons ediyordu: "Cem Uzan'ı da düşünmek lâzım." Muhbir de olsa kendi içinde bir şuur döngüsü vardır diyerekten uzun süre kendisini dışlamadık. Tâ ki "Taşınıyorum ben." dediği o güne kadar. Şaşırmadığımızdan "Neden?" diye soranımız da olmamıştı. Bu yüzden devam etmeliydi ve etti de: "AKP'nin Bahçelievler'deki oyunu biliyor musunuz?" Biliyoruz ya da bilmiyoruz. Mesele AKP değil ki, mesele taşınma aşamasına gelmiş afla geçmişe yolculuk yapan sensin arkadaşım. Dolayısıyla hep berâber 'eee' diyerek tansiyonu yük- selttik. O da titrek bir ses tonuyla "Yüzde elli dört abi, yüzde el-li dört, bu yobazlarla daha fazla yaşa- yamam!" dedi. Almanların yenilmesiyle hükmen yenilen Enverciler gibi meğersem düşman partinin ilçe- deki oy oranının yüzde ellinin üzerine çıkması sabrının son raddesiymiş. Bağırsadıkları kurutulmadan dediğini yaptı da; taşındı. Muhtemeldir ki bu satırları karalarken afla geçmişe yolculuk yapan o muhte- rem muhbir, Yeşilköy'den bizlere "Kılıçdaroğlu'nu da düşünmek lâzım." tekerlemesini sarıyordur.

III- Hayatım bir kitap olsaydı; ciltlerdim.
Beğendin mi anacım?

0 yorum :

Yorum Gönder

 

Bağış yapmak için IBAN numaramız: TR63 0011 1000 0000 0057 4938 93