29 Nisan 2008

Hayatımızı Anlamlı Kılan Şeyler: Bazen bize çok sıradan gelen şeyler de bizleri utandırabiliyor pek sevgili okurlar. Hatırlarım da Türkçe dersimize giren Kamile örtmenimiz -ki Fransızca örtmeniydi/öğretmeniydi normal şartlar altında- defter kontrolü yapılacağını söylemişti de önümde sadece iki gün vardı temize geçmek için. Baktım olmayacak servis arkadaşım, can komşum İnci'ye inci gibi defterini ödünç almam gerektiğini söyledim. O da kıramadı normal şartlar altında olduğumuzdan. Belki de normal olmayan şartlarda defterimi dürebilirdi...


©opyright > Efe Kurnaz

Saatler saatleri kovaladı ve son gün gelip çattı. Havada kuzgunların çok sevdiği bir uğursuzluk vardı. Servisten iner inmez İnci'nin evine doğru ağır adımlarla yürümeye başladık. Attığım her adımda defteri kaç saatte temize çekeceğim ve uykusuz kalıp kalmayacağım üzerine ince hesaplar yapıyordum. Eve adamakıllı yaklaşmışken bir de ne göreyim! İnci'nin yanakları doğrusal bir ivmeyle kızarmakta... Ne olmuş olabilir ki diyerek etrafa bakındım. Annesi penceredeydi ve bize öylesine leylağımtırak bir bakış fırlattı ki Serengeti çayırlarında acımasızlığı ile nam salmış bir leoparın o ölüm kokan nefesini ense kökümde hissettim...

İcabında kıymetlimi alıp kaşla göz arasında toz oluverdim ama yine de ne zaman 'İnci'lerin sokağından geçsem içim şöyle bi/bir ürperir, yaş aldıkça azalan masumiyetimizi yâd ederim. Hem insan düşünüyor da beraber kızarmanın da ayrı bir güzelliği varmış hiç unutulmayan...

Duyduğuma göre 'İnci'ler de taşınmış; kim taşınmıyor ki.!?

Temel Türkçe Vaziyetleri: Mızmızlanma bildiren "yuh", "yazık", "pöh", "hımm", "ya" gibi ünlemlere bakındığımızda özel harekat polisinin burada ne işi var diye düşünebilirsiniz. Ama işin rengi öyle değil. İlk görüşte anarşik ünlemler hemen anlaşılamayabiliyor, o yüzden PÖH var. Pöh!

İçimizde Ukde Olarak Kalan Şeyler: Bir insan yavrusu iş çıkışı yorgun argın evin yolunu tutar da ulaşır ya nihayetinde. Anahtarlardan biriyle kapıyı şöyle bir yoklar ya. Açılmaz da duraksar ya birden. Tüm aksilikler yetmez, bir de ışıklar söner ya. İşte öyle bir şey...


©opyright > Matt Artz

Yarınıma Açık Mektuplar: Ben var ya ben, senden ve çat kapı rol çaldığın cümlelerden öyle hoşlanıyor, öyle hoşlanıyorum ki hoş olan tüm kehanetlerim olasılık dışı kalıyor. Farkında mısın bilmiyorum ama sevimli bir soğanın başını ezip sana sunmak istiyorum. Anlıyor musun beni; soğan kokmanı istiyorum sevgilim, en naifinden...

Sözlükyan:

Don: Gelecek nesilleri asil tutmak için içe giyilen at yelesi.

Cümle içinde at gibi koşturursak:

"Şükür donu giyen dona tutulmaz."

Kadınlar ile Erkekler Arasındaki Fuck You: Kısa saçlı kadınların sivilceleri yerleşik hayata dahi geçse itibarlarında bir azalma görülmezken saçları hızla dökülen erkeklerin umutları dibe vurur. Bundan dolayı hem saç hem de umut ektirirler.

Mirasyedik Cımbızımtıraklar: I play every game like as my last game. (Allen Iverson)

Çevirgisi: Pas beklemeyin, paspas ederim.
____________________________________
Yazar: Veysel İbrahimoğlu  Yazım Tarihi: 29/04/08
Beğendin mi anacım?

0 yorum :

Yorum Gönder

 

İyiler bazen; erikler her zaman kazanır.